Özgür Yazarlar Birliği’nin “İslami Siyasi Düşünce Birikiminin İzinde” başlığıyla yürüttüğü tartışma dizisinin dokuzuncu programının konuşmacıları “Bir Hafıza Yoklaması: 1980 Sonrası İslamcı Dergilerde İktisat, Emek ve Sosyal Adalet Tartışmaları” başlığı ile Ammar Kılıç ve Yunus Babacan idi. Programdan notlar şu şekilde:
Yunus Babacan:
1970’lerde iktisadi meseleler yakıcı bir şekilde insanların pratik hayatına giriyor. Bu anlamda İslamcılığın siyasi düşüncesi iktisadi hayattan bağımsız değil.
İslamcı dergiler, neoliberalizmin yükselişe geçmesiyle iktisadi konuları çokça işlemeye başlıyor. Bu dönemde İslamcılığın ekonomi-politiğinin güçlendiğini görüyoruz.
Sosyalizm ve kapitalizme alternatif olarak vurgulanan bir İslam anlayışı söz konusu. Ancak kapitalizmden çok sosyalizme yüklenilme sebebi Amerika’nın hegemonik ve kültürel ağırlığıdır.
Telif ve tercüme eserlerde benzer konular, temalar işleniyor. Bu benzerlik, İslamcıların dışardan etkilendiği ile açıklanamaz.
Ahmet Tabakoğlu, “Hareket” dergisine müstear isimlerle yirmi sekiz yazı yazıyor.
Soğuk Savaş dönemi, metinlere tepkisellik olarak yansısa da İslamcılık salt tepkisel değil. Son derece üretken bir çalışma içerindeler.
70’lerden 90’lara kadar söylem inşa edildi.
İslamcılığın söylemsel devamlılığını son yirmi yıldır kaybettik. O dönem Nijerya’da müslümanların yaptığı bir grev dergide yer alıyor. Bugün ise Nijerya’ya dair bilgimiz yok. Ama o gün böyle bir mobilizasyon vardı. Fikri ve eylemsel olarak söylemsel devamlılıktan koptuk.
Ammar Kılıç:
Seksenler, seksenlerle değil yetmişlerle başlıyor aslında.
Kemalizm, batılılaşma, başörtüsü, Filistin, Karun’un soydaşları, tağuti düzen derken söylem git gide 80’lerin ortalarında radikalleşmeye başlıyor.
Özal üzerinden tranformasyon yani toplumun topyekün dönüşüme uğraması söz konusu.
Emine Şenlikoğlu’nın çıkardığı “Mektup” dergisi, Mehmet Alagaş’ın “İnsan” dergisi, Ali Bulaç’ın “Kitap”, Beşir Eryarsoy’un “Mektep”dergisi derken bir sürü dergi 80’lerde yayımlanıyor.
“Haksöz” ile “Yeryüzü” dergisiyle radikallik derinleşiyor. Mustazafları yeryüzünün varisi olarak gören politika işleniyor.
Emek, sosyal adalet derken “Yeryüzü” dergisi sorumluluk alanını genişletiyor. Solculaştıklarına dair eleştiriler, tepkiler alıyorlar.
Zonguldak eylemine “Yeryüzü” dergisi üç sayıda yer veriyor. O dönem söylem inşası var. Emek konusunu “Zonguldak Allahu Ekber Diyor” şeklinde söylemleştirme söz konusu.
Dipten gelen bir dalga olan 1991 Zonguldak yürüyüşü, sosyalistlerin çok etki edemediği bir direniş.
Grevleri, eylemleri yerinde takip edip yazıyor “Yeryüzü” dergisi.
Haksöz’ün işçi sınıfına zorunlu ilgi vurgusu önemli.
Özal’ın sermaye seviciliğiyle 80-90 arası ücretlerde reel düşüş var.
1995’e kadar olan süreci yazdım ben. Müslümanlar sonra kendi iç gündemlerine dönmeye mecbur bırakılıyor. Emek meselesi kıvılcımlanmışken sönümlenmeye başlıyor. 1994 ile 28 Şubat’a giden süreç başlıyor.
Ya küstüren ya dönüştüren bir süreç yaşanıyor.
İslamcı dergilerde üç dönem söz konusudur:
1) 80-83 arası arası toparlanma dönemi olup laiklik, sekürleşme tartışmaları yapılıyor.
2) 83-89 arası işçi sınıfına seslenen damar olmadığından temkinli emek söylemi söz konusu.
3) 90’larla beraber emek meselesini daha net tartışılıyor.
İslami hayat, İslami devlet, İslami emek gibi büyük anlatılarımızın uzağındayız.
Emeğe, sosyal adalete dair söylemin içeriğinde sadece İslamcılar mı olacak yoksa koalisyonlar üzerinden yeni bir tartışma zemini olarak mı devam edecek, bunu zamanla göreceğiz.
Haber: Halil Toprak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.