Oya Baydar: Distopyaya Ayak Basmış Durumdayız

Oya Baydar, yeni yayımlanan ve bir ekolojik distopya romanı olan “Köpekli Çocuklar Gecesi” kitabı çerçevesinde Özgür Yazarlar Birliği’nde bir söyleşi gerçekleştirdi. Baydar, söyleşinin ardından kitaplarını imzaladı. Programdan notlar şu şekilde:

– Sovyetler Birliği’nin çökmesiyle inancım, kimliğim ve ideolojim yıkıldı. Kendimi toparlamak için Elveda Alyoşa isimli eserimi yazdım.
– Yazarın güdümlü yazmasını sevmem ama yazar sorumluluk içerisinde yazmalı. Farkındalık yaratmak için yazmalı. Ben ülkenin, toplumun durumunu yazıyorum.
– “Geçmiş bir türlü geçmez.” der Hasan Cemal.
– Ekolojik sorunlar sistemden kaynaklanmaktadır. Sistem salt kapitalizm değildir. Bu sistem savaşları çıkarır, silah ticaretini elinde bulundurur, petrole hükmeder.
– Günümüzde sayıları az da olsa ekoloji konusunda çok bilinçli gençler var. Benim ve kuşağımın gündeminde ekoloji yoktu.
– Sistemle mücadele konusunda bizler eksik kalıyoruz.
– İklim krizinin çözümü sistemin kendisine bağlı. Hükmedenler, iklime dair alacağı önlemlerin kendilerini bitireceğini biliyor. Bu yüzden iklim anlaşmalarına karşılar.
– Sistem, ekolojik felaketin altında kalacak.
– Kapitalizm altı yüz senede kuruldu. Sosyalizmin yüz, yüz elli yıl kadar bir geçmişi var.
– Bizim geç kalacağımız yer, bütün mağduriyetlere karşı birliği sağlayabilmek olacak.
– Romanda umut da var umutsuzluk da. Kitabın kapağında umut vurgusu var.
– İnsan anlam arayışındadır.
– İhtiyacımız olan sadece kendimizin iyiliğini değil başkalarının da iyiliğini istemektir.
– Dünya yalan üzerine kuruludur. Bununla mücadele etmek gerekir.
– İki yıl önce Suriyeli mülteci bir çocukla bir köpek birbirine sarılı halde sokakta yatıyordu. Romanın adı bu karşılaşmadan gelmektedir.
– 1980’e kadar çağın ruhu emek – sermaye çelişkisiydi. Sonrasında çağın ruhu iklime dönüşmeye başladı.
– “Kutup ayılarının yaşaması devrimden daha önemlidir.” Bu cümleyi yeni yeni söyleyebiliyoruz.
– Devrim bizim için kapitalist sistemi çökertip yerine sosyalist sistemi getirmekti. Ama tarih bunun böyle olmadığını gösterdi.
– Kapitalizm, insanı koşmaya şartladığından insan durursa düşeceğini biliyor. Çarka kapılıp gidiyorsunuz. İtiraz edenler, bu çarkı nasıl durduracağını bilemiyor. Sosyalizm ölçüydü ama olmadı.
– Umutlandığımız gençler, çevre konusunda seslerini sisteme dokunarak yükseltmeli.
– Hâl-i hazırda distopyaya ayak basmış durumdayız.
– İnsan tek başına dünyanın gidişatını değiştiremez. Elbet değişim birlik olmakla gelir.
– Ütopyayı gerçekleştirecek insan olmayınca olmuyor elbet. İnsan evvela kendi içindeki kötülüğü yok etmelidir.
– Teknoloji insanı aştı. Gen teknolojisi bakalım nereye varacak. Aldous Huxley’in distopyasında insan laboratuvarda yetiştiriliyordu.
– Fahrenheit 451’in sonunda kurtulanlar, birbirlerine hafızalarındaki kitap bölümlerini ezber yaptırıyordu.
– “Köpekli Çocuklar Gecesi” yazdıklarımın arasında farklı bir yerde duruyor. Distopya olduğu için çok da edebi değil.
Haber: Halil Toprak

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.