Metin Yüksel paradigmasını diriltmeliyiz

Özgür Yazarlar Birliği’nin “Neden ve Sonuçlarıyla İslam Düşünce ve Siyasetindeki Kriz” başlıklı tartışma dizisi Sedat Doğan’ın konuşmacı olarak katıldığı programla devam etti. “İslamcılık çerçevesinde yapılan 150 yıllık tartışmalar süresince en önemli eksikliğin mülkiyet ilişkilerinin masaya yatırılamaması olmuştur.” vurgusuyla konuşmasına başlayan Sedat Doğan, konuşma süresi zarfında bu eksikliğin neden kaynaklandığına dair bir perspektif çizmeye çalıştı.
İslamcılığın tarihsel serencamına bakışla devam eden konuşmasında “Batı Avrupa’dan tevarüs eden tartışmalar buraya taşınmıştır. Meşveret, demokrasi gibi tartışmalar da yine Batı üzerinden gelen bir zeminde gelişmiştir.” diyen Doğan, Baltalimanı anlaşmasının Osmanlı coğrafyasına kapitalizmin girişinin başlangıcı olduğunu belirtti. “İslamcılığın kapitalizm eleştirileri doğru bir şekilde gerçekleşmedi. Meselenin ele alınışı kültürel eleştiri boyutunda kalmıştır.” dedikten sonra şunları söyledi: “Tanzimat özel mülkiyeti garanti altına almıştır, ardından burjuva sınıfı inşa edilmiştir ama biz bunu fark edemedik.”
Osmanlı’da İslamcılığın devleti kurtarma ideolojisine dönüştüğünü belirten Doğan, Abdülhamid’in kurdurduğu okulların yarı aydınlar yetiştirdiğini savundu ve şöyle devam etti. “Tek parti rejimi bir burjuva sınıfı yaratmayı gerçekleştirmek adına Kürtler, Aleviler gibi sisteme uygun olmayan tüm unsurları ortadan kaldırdı. Anadolu topraklarının modernizasyonu için Marshall yardımı ile gerçekleşen traktör yardımı vb. gelişmelerle pazarla tanışıldı.”
İslamcılık eleştirisi bağlamında Doğan, “Necip Fazıl’la birlikte edebiyat İslamcılığı başlıyor. Necip Fazıl’la birlikte İslamcılığın siyasal toplumsal talepleri bu şekilde konağa taşınıyor. Bunun sonucunda gecekondulaşan toplumla buluşamıyor. Yine diğer bir yandan da komünizmle mücadele ilerliyor. Erbakan’la birlikte ise kalkınmacı bir perspektif egemen oluyor. Nurettin Topçu kalkınmacılıkla karşı karşıya geldi. Nuri Pakdil gibi isimlerde genel eleştiriler düzeyinde kalan bir kapitalizm eleştirisi var. Bu eleştiride sınıf perspektifi yok.” dedi.
RP iktidarında faiz kapitalizminin yıkıldığını yine önemli bir kırılma olan Kudüs mitingininTürkiyeli Müslümanlar için Türkiye dışındaki Müslüman dünyayı tanımasına vesile olduğunu dile getiren Doğan, “MTTB’nin İslamcılık tarihi içerisindeki yerinin önemle üzerinde durulması gerekiyor çünkü bugünkü reflekslerin temeli burada yer almaktadır.” diyerek İslamcılık için yakın dönem tarih okumasının da önemine dikkat çekti.
Ardından konuşmada Metin Yüksel öncü şahsiyeti üzerinde duruldu. Doğan, Metin Yüksel’in başka ve halkçı bir paradigma geliştirdiğini, sınırsız ve sınıfsız bir İslam toplumu söylemi geliştirdiğini, ilk Kürtçe sloganları duvarlara yazdığını söyledi ve “Saraydan halka aktardı İslamcılığı, Metin Yüksel. Metin Yüksel paradigmasını diriltmeliyiz.” dedi.
Sedat Doğan konuşmasında “AKP döneminde kapitalizme hızlı bir eklemlenme yaşandı. Prekapitalist bir dönemdeyiz.” dedikten sonra, “Kur’an mülkün kime ait olduğunun mücadelesini veriyor. Oysa kurumlaşmış dinin temsilcileri olan ilahiyatçılar yoksulların sosyokültürel pozisyonlarını aşağılıyor.” vurgusunda bulundu.
Haber: Merve Okumuş
Not: Konuşmanın tamamı Tasfiye Dergisinde yayımlanacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.