Ruhani hükümeti bir uzlaşma kabinesidir

alptekin
Ortadoğu uzmanı yazar Alptekin Dursunoğlu, Özgür Yazarlar Birliği’nde Ruhani dönemi İran’ıyla ilgili bir söyleşi gerçekleştirdi.
Ruhani döneminde neyin değişip değişemeyeceğini anlamak için öncelikle İran’daki devlet yapısından bahsedilmesi gerektiğini vurgulayarak konuşmasına başlayan Alptekin Dursunoğlu, “İran’da güçlü bir bürokrasi var. Yapılan işlerde nihayetinde Velayet-i Fakih’in onayı gerekiyor. Bu durumda yürütme organı çok belirleyici olamıyor. Sınırları dar. Bir nevi belediyecilik hizmeti gibi çalışıyor.” diye konuştu.
Hatemi’nin ilk döneminde siyasal denge ve yönelimlerde bir farklılaşma olduğunu, buna mukabil Ahmedinejad’a sonsuz bir kredi açılığını, bu yönüyle şanslı bir hükümet dönemi olduğunu savunan Alptekin Dursunoğlu, Ahmedinejad’ın Velayet-i Fakih ve bürokrasiden güçlü destek gördüğünü söyledi ve İran’da tarihin en zengin ama en borçlu hükümeti olduğunun vurgulandığını aktardı.
Ruhani hükümeti bir itidal hükümetidir
Ruhani hükümetinin itidal hükümeti olarak tanımlandığını ve sistemle uyumlu bir kabine oluşturulduğunun altını çizen Alptekin Dursunoğlu, sözlerini “Kabine reformcuların değil. Üç bakan uzun süre güvenoyu alamadı. Bu yüzden büyük bir değişim olması beklenmiyor.” diye sürdürdü.
İran’daki sağ ve reformcu siyaseti değerlendiren Alptekin Dursunoğlu, klasik ayrımların İran’ı anlamada yetersiz kalacağını ifade etti. Ahmedinejad’ın kendine özgü bir karakter olduğunu, geleneksel bir sağ değil de daha ziyade neomuhafazakârlık şeklinde tanımlanabilecek bir isim olduğunu ileri süren Alptekin Dursunoğlu sözlerine “Aslında Ruhani reformcu bir figür değil. Musevi de reformcu bir figür değildi. Hatemi bürokrasiden direnç gördü. Reformculuğa uyan tip Hatemi’dir. Ruhani, Hatemi döneminde MGK genel sekreteriydi. Nükleer görüşmeleri yürütüyordu.” şeklinde devam etti.
Kahramanca esneklik
İran’ın batı ile ilişkilerini değerlendiren Alptekin Dursunoğlu, Ayetullah Hamaney’in ifade ettiği “kahramanca esneklik” kavramına değindi ve “Bunun sınırı şu, zaten nükleer silah yapmıyoruz. Nükleer programımızın olağanüstü hal olmaktan çıkarılması gerekir. Her açıdan yalıtılıyoruz. İhracat yapıyor, parasını alamıyor. Paralar valizlerle taşınıyor. Yasadışı uygulamalar oluyor.” dedi.
Ahmedinejad’ın politikalarının ülkeyi bazı alanlarda biraz sıkıntıya soktuğunu Alptekin Dursunoğlu ifade eden Alptekin Dursunoğlu, Rehberliğin Ahmedinejad’ın bazı politika ve söylemlerine tavır koyduğunu ve hatta bazı yakın çevresini sapık cereyan olarak adlandırdığını söyledi.
Yeni dönemde de sistemin hükümetten kırmızı çizgilerden taviz vermeden müzakereleri yapmasını istediğini belirten Alptekin Dursunoğlu, “2004’te de kahramanca esneklik zaten vardı. MPT (Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması) şunu söylüyor: ABD’nin Rusya’nın silah gücünü kabul ediyorum. Ben nükleer silah yapmayacağım, diyor. Tesislerimi denetime açıyorum, diyor.” diye konuştu.
Ölüm yerine sıtma
İran’ın yabancı şirketlerin gelmesini istediğin ama bugün yapılanın henüz bir genel çerçeve anlaşması olduğunu vurgulayan Alptekin Dursunoğlu, “ABD şimdilik bazı kısıtlamaları gevşetti. Bazı paraları serbest bıraktı. Ama bu ambargonun kalktığı anlamına gelmiyor. Bazı şartlar var. Bu durum İran için ölüm yerine sıtmaya razı olma durumudur.” dedi.
Batı ülkeleriyle müzakerelerin bölge politikalarını kapsamayacağını, bu vesileyle ilk defa bazı temasların kurulmuş olduğunun altını çizen Alptekin Dursunoğlu, Ruhani hükümetinin bir uzlaşma kabinesi olarak görülmesi gerektiğini, buna rağmen ulema faktörü gibi direnç noktalarının olduğunu söyledi İran’daki muhalefetle ilgili olarak “Muhalefet bakımdan eski ideolojik gruplar yok. Kürt bölgelerinde, Belucistan taraflarında muhalif gruplar var. 2009’da feci bir hata yapıldı. İki yasal taraf şeytanlaştırıldı. Sorosçu falan dendi. Bu tarafları sistem dışına ittiler.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
Haber: Melike Belkıs Örs
ruhani

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.