Yeni bir toplum tasavvur edeceğiz, Peygamber tarzı liderlere ihtiyacımız var

c802000b-c632-4213-aa68-c747555bdbe8

Ocak ayında “Siyerin Gölgesinde 2: Hz. Muhammed’in Hayatı ve Mekke Dönemi” adlı siyer çalışması Beyan Yayınları tarafından yayımlanan Hüseyin Alan, Özgür Yazarlar Birliği’nde “Kurucu İslami Siyasi Tartışmalarında Nebevi Örnekliğin Yeri” başlıklı bir söyleşi gerçekleştirdi.

Konuşmasına, Türkiyeli Müslümanların İslami bir literatüre sahip olmadığı için geleneksel din anlayışına dayanarak, tekke ve zaviye öğretilerine göre iman ettiğini söyleyerek başlayan Hüseyin Alan, “Bizde İslam’ın özü değil kalıntısı vardır.” dedi. Müslümanların bir tarihsel miras olarak taşıdığı bu kalıntıları aşması gerektiğini söyleyen Alan, “Kurucu İslami Siyasi Tartışmalarında Nebevi Örnekliğin Yeri” adlı programa atılan başlığın ciddiye alınması gerektiğini ve bu söylemin dini anlamışlığın ve kavramışlığın kanıtı olduğunu ifade etti.

Bu başlığın İslami çevrelerde daha önce kullanılmadığına dikkat çeken Alan, “Bu artık “Din”in aslını tartışmak demektir.” dedi.

Referans noktası olarak Hz. Peygamberin Mekke, Medine yıllarını ve dört halife dönemini almamız gerektiğini söyleyen Alan, son çalışmasında siyer konusunda tarihsel kalıntılardan arındırılıp geldiğimiz noktada Peygamberi uçtu-kaçtıdan ve sıradanlıktan çıkardıklarını belirtti.

Türkiye’deki siyer çalışmalarının ihtiyacımıza cevap vermediğini söyleyen Hüseyin Alan, Kur’an meallerinin önemli bir kısmının problemli olduğunu ve bu yüzden diğer ideolojik çevrelerden bağımsız özgün bir çizgi oluşturamadıklarını ifade etti.

Bütün toplumların çözüldüğünü, asıl meselenin bundan sonraki süreci kimin kuracağı olduğunu söyleyen Hüseyin Alan, Müslümanların şu anda dünyaya söyleyecekleri bir sözlerinin olmadığını ileri sürdü.

Daha sonra Müslümanlar için tarihsel dezavantaj olarak ilk sırayı sağlam bir dini literatüre sahip olamamak, ardından Osmanlı dönemi ve sonrasında parçalanmışlığı yönetememek, son olarak da birlikte yaşama safına geçememek şeklinde sıraladı.

“Bulunduğumuz zaman diliminde içtihad üretemeyişimiz dezavantajlı durumda olduğumuzun göstergesidir.” diye konuşmasına devam ederek Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar aktif olarak içtihadın devam ettiğini, Fatih Sultan Mehmet döneminde bugünkü şekli ile devlet memurluğu sisteminin getirildiğini hatırlattı. Halkın geçim anlamında devlete bağlı oluşu, yeri geldiğinde etkin bir muhalefet oluşturamayışı, müçtehitlerin pasifleşmesine ve müçtehitliğin kademeli olarak ortadan kalkmasına neden olduğunu ileri sürdü.

“Kurucu İlkeler” sözünün anayasalarla birlikte anılan bir söz olduğuna dikkat çeken Alan, “Yeni bir toplum tasavvur edeceğiz, Peygamber tarzı liderlere ihtiyacımız var.” dedi ve doğru referans alabileceğimiz noktayı ele almamız gerektiğini dile getirdi.

Siyer çalışması yapan herkesin Medine’yi yazdığını, Mekke’nin daha az yazıldığını hatırlatan Alan, konuşmasını “Şimdi Medine yok, şimdi liberal, laik, kapitalist İslamcıların referansları var.” diye sürdürdü.

9aa76d19-a33a-447d-9098-031f5ffdc536

 

Yeni bir çıkış gerektiğini, rampaya ihtiyaç duyduklarını ifade eden Hüseyin Alan, “Neden Peygamber örnekliği?” sorusunu “Tasdik edilmiş tek otoritedir de ondan.” diye cevapladı. Bir tarih felsefesi yapan insanımız olmadığını savunan Alan, modern siyerlerin gelenek eleştirisinden öte geçemediklerini belirti.

Hüseyin Alan, Peygamberle ortaya çıkan mücadelenin temel amacının itaat ilişkisini kesip parçalamak olduğunu, içinde bulunduğumuz toplumdan, dayatılan koşullardan önce zihnen, sonra pratik olarak kopmak gerektiğini vurguladı.

“İslam devletini tanımamışlığımızı” bizim için kaybedilmiş bir değer değil, bizim için kazanılması gereken bir değer olduğunu ve bu değeri bulabileceğimizin mümkün olduğunu söyledikten sonra Alan, “Fırkacılık illetinden kurtulmak lazım. Yönümüz ümmet olmalıdır.” dedi ve kuruculuk yolunda Peygamber örnekliğinin beş adımını şu şekilde sıraladı: “

1-Ümmetin örgütlenmesi

2-İktisadi sorunların kendi içinde halledilmesi

3-Bu konuda istişare ile metodlar geliştirilmesi

4-Şeriat hukukunun uygulanması

5-Son olarak bağımsızlık için toprak faktörü

Eman ve himaye tartışmalarına da değinen Alan, Hz. Peygamber’in muhalif bir hareketin lideri olarak hareket ettiğini, masaya siyasi bir taraf olarak oturduğunu ve asla herhangi bir taviz vermediğini söyledi.

Sıfırdan ümmet olmaya gitme çabası ve bununla beraber Tevhidi atlamamanın bizi Cennete götüreceğinin altına çizen Hüseyin Alan, “Bugünün Mekke dönemi örgütlenme ile başlayacaktır.” dedi. Bu örgütlenmenin Hılf’ul-Fudul ya da STK tarzı bir örgütlenme olmadığını savunarak mevcut sistemin bir parçası olmadan İslami esaslara dayanarak bir yapılanma içerisine girmemiz gerektiğini ifade eden Alan, sistem araçlarından ve aygıtlarından bağımsız, tamamen İslami çerçevede, akl-ı selim çizgisinde hareket edildiği takdirde her şeyin mümkün olduğunu ve bunu yapabilecek enerjinin içimizde var olduğunu söyleyerek konuşmasını bitirdi.

Haber: Mine Gülmez

924bdb1a-9b13-4360-8740-79ce7bed137e

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.