Deklare ettiğimiz doğru hedeflerimiz olmalı

23 Nisan 2016 12:59

hamza er
Yazar Hamza ER, “Kurucu İslami Siyasi İrade” tartışma dizisinin bir devamı olarak Özgür Yazarlar Birliği’nde “İslami Mücadelede Zaaflarımız ve İmkânlar” başlıklı bir konuşma yaptı. Konuşma boyunca öne çıkan tespitler şu şekilde:

– Mücadele, hareket bir fikrin egemenliği için verdiği çabadır.
– Her düşünce doğru bildiklerini yaymak için vardır.
– İlahi olandan kopuk hareketler soğuktur. Hareketi Rabbimize iman ve kulluğun gereği olarak, Rabbimiz bizden istediği için yaparız.
– Hareket, tevhit inancını merkeze alan, bireysel ve toplumsal hedefleri olan, buna dönük programları, projeleri olan, belli bir zamana ait olmayan bir mücadeledir.
– Cihat kavramıyla endekslidir hareket- mücadele, cihad Mekkî bir kavramdır. Furkan Sûresi (52) “Kur’an’la cihat et!” der.
– Bugün Müslümanların önemli bir kısmı kendilerine sopa gösterenlerin rengine bürünmüşlerdir.
– Bugün bir samimiyet sorunu yaşanmaktadır. Bu dönemde ilkelerden mahrum olduğumuzu gördük, plansız ve bilinçsizdik.
– Ya ılımlılık ya da kör şiddet yanlışına sürüklendi Müslümanlar. Merkez dağıldı. Suikastçı ve çıkarcı olmak üzere iki tür sapma çıktı ortaya.
– Müslümanlar küskünlüğe kapıldılar. Ruhen bir kurtarıcı beklentisine kapıldılar. Bazı liderlere bu anlamı yüklediler, buna açlar.
– Doğru bir hedef tanımımız yok. Müslümanlar, deklare ettikleri hedefleri olmadığından bu durumlarla karşılaştılar.
– Kimi kısmî özgürlüklerin hedeflenmesi merkeze konması bugün bize sunulduğunda her şey biter.
– Allah mikrodan makroya geniş bir hedef koyuyor ortaya. (Zariyat-56: Ve [onlara söyle:] görünmez varlıkları ve insanları yalnızca [Beni tanımaları ve] Bana kulluk etmeleri için yarattım.) (Mülk-2: O, hem ölümü, hem de hayatı yaratmıştır ki sizi sınamaya tâbi tutsun [ve böylece] davranış yönünden hanginiz daha iyidir [onu göstersin] ve yalnız O[nun] kudret sahibi ve çok bağışlayıcı [olduğuna sizi inandırsın].)
– Benden bize yükselince toplumsal bir aşamaya geçiriyor; kötülüğe karşı koyacak bir topluluğu, iradeyi emrediyor bize.
– Peygamberler egemenlerle mücadele etmişlerdir.
– Müslümanlar somut ahlaki şahitliklerini yerine getirecekler. İnsanlar üzerine şahitsiniz diyor Kur’an. (Hacc, 78: Ve Allah’ın dâvâsı için, O’nun yolunda gösterilmesi gereken en zorlu, en üstün çabalara girişin; [mesajına muhatap ve taşıyıcı olarak] sizi seçen ve din konusunda üzerinize bir zorluk, bir güçlük yüklemeyen O’dur: [ve size] atanız İbrahim’in inancını [izlemeyi öneren de O]. Elçi’nin sizin önünüzde ve sizin de tüm insanlığın önünde gerçeğe tanık olmanız için geçmiş çağlarda da, bu ilahî mesajda da, sizi “kendilerini yürekten Allaha teslim edenler” diye isimlendiren O’dur. Öyleyse, salâtta devamlı ve duyarlı olun, arınmak için verilmesi gerekeni verin ve sımsıkı Allah’a bağlanın. Sizin gerçek Efendiniz O’dur; ne üstün, ne yüce Efendi; ne üstün, ne yüce Yardımcı!)
– Adaletin kendisine yakıştığı kişiler Müslümanlardır. (Hadid, 25: Doğrusu, [daha önce de] elçilerimizi [bu] hakikatin bütün kanıtları ile gönderdik; ve onlar aracılığıyla vahyi bağışladık [ve böylece, doğru ile eğriyi tartabilmeniz için size] bir terazi [verdik] ki insanlar adaletle davranabilsinler; ve [size] içinde müthiş bir güç ve insanlar için birçok faydalar bulunan demiri [kullanma yeteneği] bağışladık: [bütün bunlar size verildi ki] Allah, O’nun ve Elçisi’nin yolunda yürüyenleri ayırabilsin, [Kendisi] insan kavrayışının ötesinde olsa bile. Şüphesiz Allah güçlüdür, kudret sahibidir.)
– Müslümanlarda hedef zafiyeti var. Makro planda bütün bir yeryüzü hedeftir. Bu hedef merkeze alındığında bütün bir alanlarda mücadele devam edecek. (Bakara, 193: O halde, artık zulüm ve baskı kalmayıncaya ve yalnızca Allah’a kulluk edilinceye kadar onlarla savaşın; ancak vazgeçerlerse, [bilinçli olarak] zulüm işleyenlerin dışındakilere karşı tüm düşmanlıklar sona erecektir.)
– Temel Pusulamız Kur’an’dır. Bu hususta yaşadığımız problemler bizi bazı zaaflara sürükledi. Üretilmiş olanlar Kur’an’ın önüne geçti. Tarihselci anlayış Kur’an’ı belli bir çağa hapsetti.
– İnsanlar hayatı Kur’an’a arz edeceklerine Kur’an’ı kendi hayatlarına arz ettiler.
– Seyyid Kutub, Kur’an’a yaklaşımda insanlar “Allah bizden neyi istiyor sorusunu sormalıdır.” diyor.
– Birçok ayette ideolojik manipülasyon yapılmıştır.
– Yöntem hatalarımız var. Temel ilkelerin Rabbimiz öğretmiştir bize
– Yöntem, 1) kitaba dayalı, 2) Tavizsiz olmalı, 3) Uzlaşmasız olmalı. Yöntem hareketin temel değerleriyle çatışamaz. 4) Fertleri ahiret merkezli bir sonuca çıkarır.
– Rengimizi ve istikametimizi Allah belirliyor
– Resul, bütün sorunlara odaklandı ancak bunları merkeze almadı. Bu sorunların sistemden kaynaklandığını söylerler. İnsanları buradan tevhide yönlendirdi. Tek başına, tek meseleden yapılan bir mücadele İslami mücadeleyi rotasından çıkarır.
– İslami bir muhalefet dili üretilmelidir. Temel değerler üzerinden bir dil kullanılmalıdır.
– Bizim sisteme bakışımızda karşımızdaki çevrelerin korosuna katılamayız.
– Kur’an’i isimlendirilme önemlidir. Başka çatışmalardan neş’et etmiş isimlerle tanımlayamayız kendimizi.
– Tağutların dayattığı kimlikleri kullanamayız.
– Dava adamlığı bilinciyle insan yetiştirme hususunda hatalar yapıldı.
– İslami mücadele kadro hareketidir.
– Kendisini salt bir ideolojiye indirgemesi yanlıştır.
– Haya imandandır, toplu dönüşüm talebimiz bireysel taleplerimizle uyumlu olmalıdır.

Haber: Şeyma Doğan

Please follow and like us:

Leave a reply

required

required

optional


Enjoy this blog? Please spread the word :)