Geleceğe düzgün bir miras, sağlam bir düşünce bırakmalıyız

18 Mart 2018 22:35

IMG_20180317_202335Özgür Yazarlar Birliği’nde devam eden “İslamcılığın Trajik Düşüşünden Çıkış Mümkündür” üst başlıklı tartışma dizisinin altıncı programında konuşmacı Nida Dergisinden Fatih Bütün idi. Bütün’ün konuşmasından notlar şu şekilde:
– İslamcılığı bir kriz döneminde deruhte edilmiş bir sorumluluk olarak görüyorum.
– İki ayet okuyarak başlamak istiyorum programa. Enfal-53: “Bu böyledir, çünkü Allah, bir topluma bahşettiği nimeti ve esenliği, o toplum kendi gidişini değiştirmedikçe asla değiştirmez; ve (bilin ki) Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir.” İslamcılığın temel mottosudur bu ayet.
Hac Suresi, 35-41: “Onlar ki, ne zaman Allah’tan söz edilse kalpleri saygı ve sakınmayla titrer; (onlar ki) başlarına gelen her türlü darlığa, sıkıntıya göğüs gererler; salâtta devamlı ve duyarlıdırlar; ve kendilerine verdiğimiz rızıktan başkalarına da harcarlar. (…) Onlar ki, sadece “Bizim Rabbimiz Allah’tır!” dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarıldılar. Çünkü, Allah insanları birbirlerine karşı savunmasız bıraksaydı, şüphesiz o zaman, içlerinde Allah’ın isminin çokça anıldığı manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler [çoktan] yıkılıp gitmiş olurdu. Ve muhakkak ki Allah, O’nun dâvâsına arka çıkanlara yardım edecektir: çünkü, Allah (her şeyi hükmü altında tutan) en yüce iktidar Sahibidir. [O yardıma layık olanlar ki,] kendilerini yeryüzünde egemen kılsak [dahî] salâta devam ederler, arınmak için verilmesi gerekeni verirler, yapılması iyi ve doğru olanı emreder, yanlış ve kötü olanı yasaklarlar; ama yine de, olup biten her şeyin sonucu Allah’a kalmıştır.”
– Kur’ân-ı Kerim, bize temel bir bakış açısı kazandırmak istiyor.
– Modern dönemde partileşme gibi bazı durumlar, yanlış yandaşlıklar ve karşıtlıklar üretiyor. Bu bir körleşme oluşturmaktadır.
– Hac-41’de, salat ederler, yani adaleti ayakta tutarlar, kulluk sorumluluğuna riayet ederler. Bu ilkelere uymayanlara kardeş demeyiz.
– Abdülkerim Süruş, ideolojiyle dünya görüşünü birbirinden ayırıyor. İslam, bizi bir ideolojiye de yönlendirmektedir. Dünya görüşü bizi bu pozisyona götürür.
– İslam, kuru akideler manzumesine çevrilemez. İslam’ın insana, mülke, alıp-verdiğine karşı bir bakışı var. Bunların hepsi bizi bağlar. Parçalanmış bir hayat oluyor bu akideyi dünya görüşüne çeviremezsek.
– Din toplumsal hayatta nasıl bir işlev görmektedir? Devlet ve din arasındaki münasebetler nedir? Bizim siyasal zihnimizi belirleyen şeyler nelerdir? Sekülerizm bundan sonra nasıl bir güzergâh takip edecektir?
– Bazı kavramlar mevcut durumu kavramaya, anlamaya yetmiyor. Bütün kavramları yeniden düşünmemiz gerekiyor. Kavramların neleri kastettiğini bilmiyoruz.
– Kendini doğuran koşulların varlığı sürdükçe bitesi bir şey değildir İslamcılık. Sömürgecilik, hurafe karşıtlığı, iyiliği emretme…
– Ray değiştirme sürecinden geçiyor İslamcılık. Acelecilikle ilgili kısmı var. Birileri bitmesini istiyor. Bu bitmemiş bir süreçtir, devam edecektir. Bize düşen saf tutmaktır. Düşünsel yenilenmeyi gerçekleştirmemiz gerekiyor. Bu hususta bize önemli bir ödev düşmektedir.
– İslamcılığın ilk çıktığı gibi devam etmesi gerektiğini düşünüyorsak yanılıyoruz.
– İslam dünyasının dört bir yanında çabalar vardı. Emperyalizm karşısında vatan savunusu söylemleri vardı. Şimdi tekrar kavmî bir dil noktasına gelindi. Bu durum ilk dönemde emperyalizm nedeniyle anlaşılabilir idi. Çünkü kurtuluşçu bir dönemdi.
– Gelinen noktada devleti her şeyine rağmen talep eder hale geliyorsunuz. “Her şeye rağmen” hareket eden köledir.
– Tasnifsel konuşmalıyız. Müslümanlık dinamik bir şeydir. İslamcılığı da o dinamizmi terk eden ya da sürdürenlere göre tanımlamak gerekir.
– Nasıl bir muhalefet diline evrilecek? Bu soru önemlidir. Gilles Keppel, “Uyanış hareketleri katılımcı demokrasiye evriliyor, bu sürecin dışında kalmak isteyenler şiddet hareketine dönüşüyor.” diyor. Kriz dönemlerinde mağduriyet halinden besleniyor. Buradan sağlıklı hareketler çıkmaz, rövanşist bir mantık çıkar. 28 Şubat bunun örneğidir. Bir mefkûre oluşmadı, süreç oraya dönüşmedi.
– Mağduriyetlerimizi Allah’a sunarız. İntikam hissi taşıyorsanız sekülersiniz. Politik bir angajman peşindeyseniz sekülersiniz.
– Mü’min sıkıntıları kendisi için çeker. Çektikleri de sonrasını meşru kılmaz. İnsan olmak sürecimiz ölene kadar devam edecektir.
– Bütünlüğünü kaybetmiş bir İslami mefkûre var. Hümaniter ifadeler üzerinden yeni bir imtihan yaşayabiliriz.
– Sağ ve hümanist hegemonyadaki parçalı iyilikler farklı çerçeveyi sorgulayacak, oraya götürecek Müslümanları. Entegrist bütünlük denilen problemli bir süreç bu. Din bir manivela değildir. Araçsal görevler yüklenebilecek bir şey değildir, bütünlüklü bir şeydir. Filibeli Ahmet Hilmi’nin “nöbet” örneği verir. Her nöbetçi “Kendi yerimi terk edersem, bölük düşer.” bilincinde olmalıdır. Her bir parça mühimdir.
– Düzgün bir miras, sağlam bir düşünce bırakmalıyız. İfadelerimizin nesnel bir gerçekliği olmak zorunda!
– Ahmet Çiğdem, Taşra Epiği kitabı önemlidir. Kokuşmuşluğun talebi nasıl İslami hareket olabilir? Bir bataklık ele geçiriyorsunuz. Bu olamaz. Çaba-hırsız çelişkisi… Bu işte alın teri var mı?
– İslamcılıkta bir köylülük tavrı var. Çabuk tava geliyor. Tümel talepler oluşmaz ise köylülük tavrı egemen olur. Hak ediyor olmak, çalışmamızı değerli kılacak şeydir.
– “Karşılaştığımız sorunlarla baş etme biçimimiz” meselesini irdelemeyiz. Çok rahat manipüle edilebiliyoruz.
– Kürt sorunu, yani neredeyse güvenlik sınırında yaşayan insanların meselesi lütfedici bir dille ele alınabiliyor. Bu kişiler seküler bir zihne teslim olmuş ama Kur’an’la uğraşıyor, Kur’an çalışması yapıyor, çok ilginç!
– Küreselleşme zamanlarında bütün sorunlar bizim sorunumuzdur. Çıkış küresel olacaktır. Geniş bir şekli ile bu çıkışın imkânlarını kollayalım. İktidar merkezli deneyler, müslüman muhayyilenin çok uzağına düşmüştür. Tenezzül etmemek icap etmektedir. İnancım dışında hiçbir şey beni bağlamamaktadır.
– Tarihsel bir dilimde yaşıyoruz. Yüz yıl önce aynı tecrübeleri yaşadık. Aynı hataları herkes yapıyor İslam dünyasında. Tecrübelere bakmamız gerekiyor. Karşılıklı olarak birbirimize bakmamız gerekiyor.
Haber: Melike Belkıs Örs

Please follow and like us:

Leave a reply

required

required

optional


Enjoy this blog? Please spread the word :)